Kepirce Köyü öğrencileri

Yazılma Tarihi: Mart 28, 2008 Yazan: jaledogan.
Kategori: Egitim, Çocuklar.
İskenderun’un merkezine yarım saat uzaklıkta, küçücük bir köyün eski lojman binasından okul görüntüsüne dönüştürülmüş üç göz odada bir avuç, gözleri ışıl ışıl çocuk.
Dalgalanan ay-yıldızlı bayrağa, öğretmenlerine, kırık dökük sıralarına sevgiyle sarılmışlar. Biz Atalar Koleji olarak onları kardeş okul seçtik, kolilerle mutluluk taşımaya çalıştık. bir an da olsa yüzlerindeki tebessümle biz de havalara uçtuk. Tuttuk ellerinden bilmedikleri bir dünyayı gezdirdik. Okulumuz bünyesinde başlattığımız kampanya ile şimdi onlara fotokopi makinesi alacağız. Öğrencilerimiz harçlıkları ile, o küçük kutuya attıkları küçük paralarla büyük mutluluklara sebep olacaklar. Yapılacak çok şey var, bir yerden başlamak gerek.
Türkiye’mizde böyle bir köy, burada bir avuç meraklı göz, minik beyinlerde kocaman dünyaları olan güzel şeyler hak eden küçücük öğrenciler var. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Eğer sizinde elinizden, gönlünüzden gelen birşeyler varsa lütfen benimle iletişime geçin. bizim için önemsiz şeyler başkaları için dünyaya bedel olabilir.
Yazı ve fotoğraflar için Atalar Koleji Resim Öğretmeni Öznur Kocaman’a teşekkürler. Proje hakkında ayrıntılı bilgi için Öznur Hanım’a e-posta adresinden ulaşılabilir.





Uçak yolculuğunda kağıda son

Yazılma Tarihi: Mart 25, 2008 Yazan: fikret.
Kategori: Ormanlar.
Hayatımızın İçindeki Küçük Kağıtlar
 
Şöyle bir çevremize baktığımızda gün içerisinde hayatımıza o kadar küçük kağıtlar giyor ki… Küçük kağıtlardan kastım ( faturalar, biletler, fişler gibi). Bunlar, bizim için çok küçük görünse de toplu olarak düşündüğümüzde şirketler için maliyetli, çevremiz için de dost değillerdir. Genel olarak herkesin iki ayrı bankadan kredi kartı oldugunu düşünürsek, her ay bu 2 kartın ekstrelerinin gönderimi, bir kişi olarak baktığımızda en fazla 3 sayfa kağıttan oluşan bir zarf ama ekstrelerin sizin gibi milyonlarca kişiye gönderildiğini düşünürsek sonuç tam olarak kabus!!  Bu durum biletler içinde geçerli. Yolculuk için verilen biletleri düşünürsek incecik bi kağıt parçası ama hergün dünyada milyonlarca kişinin yolculuk ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda sonucunun bankanın gönderdiği faturalardan farklı olmayacağı ortada.. Bu duruma örnek olacak THY’nin e-bilete geçiş sistemini sizinle paylaşmak isterim.
 
Káğıt bilet 31 Mayıs’ta bitiyor

Uluslararası Havayolu Taşımacılığı Birliği (IATA), káğıt bilet uygulamasının 31 Mayıs’ta sona ereceğini açıkladı. Kağıt biletin yerini alacak elektronik bilet (e-bilet) sayesinde havayollarının her yıl 3 milyar dolar tasarruf edeceğine dikkat çeken IATA Genel Müdürü ve CEO’su Giovanni Bisignani, "Káğıt biletin birim maliyeti 10 dolar. E-bilet’te maliyet 1 dolara düşüyor. Halen yüzde 93 olan e-bilet uygulaması 1 Haziran’da yüzde 100′e çıkacak" diye konuştu. Yapılan araştırmaya göre e-biletin en yavaş geliştiği ülke Rusya oldu. Halen Rusya’da kesilen biletlerin sadece yüzde 70′i elektronik. Türkiye’de ise oran yüzde 95′in üzerine çıktı. Hürriyet gazetesinin makalesi.

 
Gördüğünüz gibi böyle bir sisteme geçiş çevreye dost olup, şirketler içinde daha az maliyetli olacaktır. Bu yüzden yapmanız gereken çok basit. Halen evinize bir dolu fatura geliyorsa onları bir telefonla e-mail olarak gönderime çevirtip çevreniz için bir katkıda bulunabilirsiniz…

Fazla söze gerek yok

Yazılma Tarihi: Mart 7, 2008 Yazan: fikret.
Kategori: Sosyal Sorumluluk.

Fazla söze gerek yok, ders şeklindeki uzun uzun açıklamalara da gerek yok bazen bir fotoğraf çok şey anlatabiliyor…İnsanların kağıt tasarrufu yapmalarının dünyayı kurtarmasında önemli bir adım olduğunu vurgulamak için, Danimarka’da bazı tuvaletlere Güney Amerika kıtasını ve ormanları simgeleyen yeşil kağıtlı havluluklar konuldu. Bu uygulamada, ormanların varlığının tamamen insanların ne tükettiklerine bağlı olduğu gösterildi.

Türkiye’de oturan var mı?

Yazılma Tarihi: Şubat 10, 2008 Yazan: emrecan.
Kategori: Türkçe.

Çevresel endişeler bu sıra çok revaçta olsa da, bir anlık ara verelim ve daha düşünsel boyutta bir probleme dönelim. Son zamanlarda sanki bana Türkiye içinde özerk bölgeler oluştu gibi geliyor… İtalyan özerk bölgelerinden Toscana Villaları, Latin sömürgelerinden Arte Verde, Miyansera, Novus ve uzaylılar tarafından işgal edilen topraklarımız Stargate, Centro Futura ve Skyport….

Birkaç ayda dikilen yirmi, otuz katlı binalar, birkaç dakikada bulunup aceleyle konulmuş isimler… Mortgage krizinin fazla üzerinde durulmayan bir etkisi de Türkçe’nin katledilmesi, inanılmaz anlamsız site isimleri geliştirilmesi olsa gerek. Yazının devamına geçmeden, işte size site listeleri.

Aktürk Rapsodi Evleri

www.rapsodievleri.com

Alice Village

http://www.alicevillage.com/

Almondhill

http://www.tasyapi.com/projedetay.asp?id=9

Appletown

http://www.appletown.org/

Arte Verde

http://www.arteverde.com.tr/

Artell

http://www.artell.com.tr/

Avangarden

http://www.sinpasavangarden.com/index.htm

Chantua

http://www.itc-holding.com.tr/chantua/

Crystal Park

http://www.crystalpark.biz/

Incity

http://www.incity.com.tr/

İkebana Evleri

http://www.ikebana.com.tr/

Lidya Flats

http://www.lidyaflats.com/

Life Istanbul

http://www.lifeistanbul.com.tr/

Mashattan

http://www.tasyapi.com/projedetay.asp?id=1

Milleniumpark

http://www.ayildirim.com/home.asp

Misstanbul

http://www.misstanbul.com/index_in.htm

Miyansera Evleri

http://www.miyanseraevleri.com.tr/

My City

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_mycity.asp

My Country

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_mycountry.asp

My Dream

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_mydream.asp

My Home

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_myhome.asp

My Town

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_mytown.asp

My Village

http://www.agaoglu.com.tr/tr/02faaliyetalanlari/insaat_myvillage.asp

My World

http://www.myworld.com.tr/

Novus Residence

http://www.tasyapi.com/projedetay.asp?id=21

Sealybria

http://www.sealybria.com/

Selenium

http://www.selenium34.com/

Skyport

http://www.skyport.com.tr/default.asp

Stargate Konutları

http://www.stargatekonutlari.com/

Sunflower Evleri

http://www.sunflower.com.tr/

Tulipa Villaları

http://www.tulipavillalari.com/

Uphill Court

http://www.uphillcourt.com/

Listede yaratıcılık yönünden inanılmaz isimler de var. Mashattan’ı örnek alalım. Birçok yönden New York’un Manhattan bölgesine benzerlikleriyle öne çıkan (!) Maslak semtine TaşYapı isimli şirket Maslak + Manhattan denkleminden yola çıkarak inanılmaz bir diyalektik kurmuş!

Ya da "Doğru Alanda Projeler" kelimelerinin baş harflerinden ortaya çıkan DAP Yapı’nın Centro Futura evlerini ele alalım. İlkokul ikinci sınıfa giden çocuğunuz ev adresini tarif ederken "16. galaksi, Jupiter’i geçtikten sonra ikinci sağdan içeri girin, dört ışık yılı gidin işte ordaki pembe pancurlu ev" diye dalga geçerse ses çıkartmamanız gerekiyor bu sitede oturmaya karar verirseniz. Ben şirkete GİP markasını daha uygun buluyorum: Garip İsimli Projeler…

Tabi DAP Yapı’ya özel bir sevgi beslediğimden değil ilk o konuyu konuşmam. İşte size Stargate SG-1 dizisi fanatiklerini bir arada buluşturmak için tasarlanan başka bir proje, yaratıcılık Baytur’a ait. Bir promosyon fikrim var. 150 bin YTL’lik ya da daha yüksek mortgage alanlara Stargate SG-1 dizisinin 10 sezonluk DVD setini ve 4 kişilik ışın kılıcı aile setini hediye etmeye ne dersiniz?

Baytur ve DAP’ın karşısında AppleTown çalışanları pek de iyi bir iş yapamamış yaratıcılık konusunda. ElmaKent isminin düpedüz İngilizce’ye çevrilmiş olması, aylarını yaratıcı, heyecanlı bir isim bulmaya adamış Baytur ve DAP grubunun ortaya çıkardığı eserlerin gölgesinde kalıyor.

İnsanlar kirada oturdukları evlerindeki eşyaları apar topar paketleyip mortgage mucizesi sayesinde satın aldıkları yeni yuvalarına taşırken olan Türkçe’ye, Türkiye’ye, o evlerde büyüyüp gelişecek çocukların ulus bilincine oluyor. Yapılacak Çok Şey Var mı? Evet var, inşaat şirketi sahibiyseniz, bu tür isimler koymayın sitelerinize. Ev alacaksanız ve yukarıdaki listede bulunan ve bulunmayıp da böyle anlamsız isimlere sahip olan diğer site yönetimlerini, satış ofislerini uyarın. Ve Türkçe isimli ev sahibi olup Türkçe konuşmaya özen gösterin!..

Sizce burası Uludağ mı?

Yazılma Tarihi: Şubat 10, 2008 Yazan: fikret.
Kategori: Belediyeler, Sağlık.

Kayak sezonu açıldığında herkesin aklına ilk gelen yerlerdendir Uludağ. Karı, kaymayı sevenleri 2 bölgesinde ağırlar. Birinci bölgesi az da olsa küçük bir kasabayı da anımsatır gelenlere..Ondan fazla oteli, çeşitli mangal cafeleri, sağlık merkezi, eğlence mekanları ve kayak eşyaları satan birkaç mağazayı da bu bölgede bulabilirsiniz..

Bu bölge için verdiğim kısa bilgilerin dışında yazımın asıl sebebine gelirsem; bu devirde bu kadar tesisin bu kadar insanın olduğu yerde oluşan çöplük manzaralarını sizle paylaşmalıyım…

Otellerin  eski ve bakımsız oluşu ve hijyen konusu olmaksızın müşterilerini sezonda geceliği 300-400 ytl ağırlayan oteller çöplerini öncelikle otel kapılarının önüne boşaltıyor daha sonra ne zaman geleceği belli olmayan çöp arabası gelip çöpleri alıyor. Karın temizliği beyaz rengiyle hissediliyorsa, o pis çöp kokuları ve arda kalan karton kutularla, pet sişelerle bozuluyor…Ailelerin çocuklarıyla yürüyüp komik düşüşler yaşadığı bu yolda, düşen çocuklar ve onların aileleri, çocuklarının birkaç dakika önce toplanmış çöplerin bıraktığı çeşit çeşit mikroplara, zararlı maddelere bulanmış karla boğuştuğunu bilmiyor…

Soruyorum size bir belediye ile otellerin her otele yetecek kadar büyük çöp kutuları ayarlaması ve gelen çöp arabalarının da otomatik olarak ordan çöpleri alarak toplaması bu devir için imkansız bir işlem mi?

Djimon Hounsou ile Afrika üstüne

Yazılma Tarihi: Şubat 5, 2008 Yazan: emrecan.
Kategori: Ünlüler, Seyahat, Sosyal Sorumluluk.


Djimon Hounsou ismi ilk bakışta yabancı gelebilir. Di Caprio’nun Kanlı Elmas (Blood Diamond) filmindeki performansından hatırlayacaksınız sanırım. Fransa’ya gitmek için ülkesi Benin’i terk eden Hounsou aktivist tarafta yer alan aktörlerden. Conde Nast Traveler dergisiyle yaptığı röportajda çok önemli noktalara değiniyor. Son söylediği ise oldukça etkileyici: If you don’t have school, the next best thing is travel. Eğer okulunuz yoksa, yapabileceğiz en iyi şey seyahat etmektir. Bu bana ilkokuldaki münazara konumu hatırlattı: Çok okuyan mı daha çok bilir, çok gezen mi?…

Röportajı burada bulabilirsiniz.

Sorumluluk Sahibi Seyahatler

Yazılma Tarihi: Şubat 5, 2008 Yazan: emrecan.
Kategori: Seyahat, Sosyal Sorumluluk.

Aurerum Palace, Burma’nın en konforlu oteli. Yakın zaman içinde askeri darbe yapılan bu ülkede (eski adı Myanmar) bu en konforlu oteli kuran da işleten de cuntanın yakınlarından biri. İnşa aşamasında da işçilerin zorla çalıştırıldığı söyleniyor. Bu noktada soru şu: Burma’yı ziyaret edeceksiniz ve açık farkla en konforlu olan otel olarak karşınıza Aurerum Palace çıkıyor. Köle mantığıyla kurulan ve cunta tarafından yönetilen bu otele para kazandırır mısınız?

Conde Nast Traveler isimli çok beğendiğim derginin editörü Klara Glowczewska derginin Ocak 2008 sayısında bu konuyu "Drawing the Line" isimli yazısında işliyor. Klara’ya göre bazı kararlarda basit doğrular ya da yanlışlar kolay ortaya çıkmıyor. Yine ondan örnek alarak konuşursam… Uçakların yakıt olarak kullandığı kerosen, benzinle çalışan arabalara göre kat ve kat daha fazla sera gazı etkisi yaratıyor (ya da daha çok bilinen ismiyle küresel ısınma). Peki bu duruma göre uçakla seyahatimizi kesmeli miyiz? Peki seyahat etmezsek, doğa harikaları olan Serengeti National Reserve gibi hayvan koruma alanları turistik gelirlerden yoksun kalıp yokolmaya mahkum olmaz mı? İşte işin içinden çıkılmayacak bir soru. YapılacakÇokŞeyVar.org olarak size herhangi birini seçmeyi önermiyoruz. Önerdiğimiz şey, her düşüncemizi harekete dönüştürmeden önce farklı perspektiflerden bakmak, ve bu hareketlerin sonuçlarının bilincinde olmak. Aksi takdirde hiç bilmeden kendimizin sebep olduğu durumları kınayarak, eleştirerek geçirebiliriz ömrümüzü…

Organik Ürünler

Yazılma Tarihi: Kasım 27, 2007 Yazan: ilknur.
Kategori: Organik.

Son yılların yükselen trendi organik tarım’dan elde edilen ürünleri tüketmek. Bunda insanların bilinçli bir şekilde “doğru beslenme” prensibini benimsemesinin payı var.. İstanbul gibi büyük şehirlerde Organik Manav, Organik Market sayısı hızla artıyor. Son yenilik ise organik ürünlerin kapınıza kadar gönderilmesi. www.ilcetarim.com web sitesi’ne belirli bir ücret karşılığında üye olduğunuzda her hafta çeşitli taze organik ürünler size kargo ile gönderiliyor.

Taksi Şoförleri

Yazılma Tarihi: Kasım 27, 2007 Yazan: ilknur.
Kategori: Ulaşım, Sosyal Sorumluluk.

Eminim ki hepimizin Taksi Şoförleri ile yaşadığı can sıkıcı anıları vardır. Gideceğimiz yeri beğenmezler, yarı yolda fikir değiştirip arabadan indirirler, hızlı ve dikkatsiz kullanırlar, ters yöne girip bizi tehlikeye atarlar, kısa yol dururken uzun yoldan giderler, gereksiz sohbet ederler, bozuk paraları hiç yoktur, 5 YTL dahi bozmazlar, izin almadan sigara içerler, para üstünüzü vermezler, isteseniz de sanki suç işlemiş gibi davranırlar… Bu liste uzar gider.. Gideceğimiz yere bir an evvel varmaya çalışırken bunca stres barındıran hayatımızda birde kötü taksi şoförleriyle nasıl baş edeceğiz? Muhtemelen o sinirle bana şöyle yaptı böyle dedi diye etrafımızdakilere şikayet ediyoruz, peki sonrası? Şoför etkileniyor mu? Cezalandırılıyor mu? Tam tersi bizden sonra aracına aldığı onlarca kişiye aynı eziyeti çektiriyor. Artık bir şeyler yapmalıyız. Lütfen sessiz kalmayalım! Taksi plakasını alıp şikayetimizi www.isoeo.com sitesi’ne veya (212) 272 61 60 numara’lı faksa iletmek bu duyarsız şoförlerin bir an evvel cezalandırılmasına ve ender rastladığımız düzgün şoför sayısının artmasına yol açacaktır. 

Desktopları açık bırakmak, laptopları açık bırakmaktan da kötü!

Yazılma Tarihi: Kasım 16, 2007 Yazan: emrecan.
Kategori: Enerji, Sosyal Sorumluluk.

9 gün arayla ikinci üzüntümü yaşadım… 7 Kasım’da bu sitede, şirkette birlikte çalıştığım bir arkadaşımın laptop bilgisayarını geceleri açık bıraktığını anlatıp, doğru davranışın ne olması gerektiğinden bahsetmiştim (yazının ilk bölümüne buradan erişebilirsiniz). Aradan 9 gün geçti ve bugün ortaokuldan beri dost olduğum bir kişiyi ağırladım evde. Konu konuyu açtı ve tesadüfi bir şekilde arkadaşımın şirketinde kullandığı bilgisayarı nasıl hiç kapatmadığını öğrendim. Beni en çok şaşırtan cümle şu oldu: "bilgisayarım 3 haftadır kapanmadı."

Arkadaşım büyük bir bankanın bilgi işlem departmanında çalışıyor, genellikle 8-18 mesai saatleri içinde kalarak haftada 5 gün bilgisayarıyla yoğun vakit geçiriyor. Arkadaşımın yorumuna göre bu bankanın bilgi-işlem departmanında çoğu kişi (eğer herkes değilse) bilgisayarlarına aynen böyle davranıyor, hiç kapatmıyor. Eminim ki arka arkaya kar rekorları kıran bankaların maliyet kalemleri içerisinde genel müdürlük elektrik giderleri pek fazla yer etmiyordur. Fakat termik santrallerin yaydığı zehirli gazlar şehirlerin gittikçe kirlenen havasında, yokolmaya başlayan kuş türlerinde, artan akciğer kanseri oranlarında önem sahibi oluyor. Bağlantıyı daha da açık bir şekilde yazmama gerek yok sanırım?..

Arada çok ufak bir sayısal bilgi. Masaüstü bilgisayarlar saat başına ortalama 90 watt enerji harcar, yani laptop bilgisayarların harcadığının 6 katı. Bir önceki yazımdaki hesabı masaüstü bilgisayarlar için yaparsak, Türkiye’de gereksiz yere açık bırakılan 1 milyon adet masaüstü bilgisayarın bir senede Keban Barajı’nda üretilen enerjinin %5′ini harcayacağını görürüz. Umarım bu durum gerçekleşmiyordur!..

Sebepleri araştırdığımızda arkadaşımla aynı noktada buluştuk. Sabah bilgisayarın geç açılmasından şikayetçi. Ortalama bir masaüstü (desktop) bilgisayarın açılmasının 5 dakika sürdüğünü düşünürsek, 10 saat süren bir mesai gününün önemli bir kısmını kaçırmış olmuyoruz. Yine de bilgisayarların açılması için gerekli bu 5 dakikayı, elektrik harcayarak elimine etmek yerine, sağlığımız için, kültürümüz için kullanabiliriz. İşte o 5 dakikayı değerlendirmek için basit, her ofiste kullanılabilecek öneriler:

  • Dişimizi fırçalayalım. Oral-B’nin Ürün Müdür Yöneticisi olarak size önerim sabah akşam 2 dakika dişinizi fırçalamanız. Bu işi Oral-B fırça ya da Ipana macunla yapmasanız da olur. Ama kendi ağız sağlığınız için herhangi bir marka kullanarak, bilgisayarınız açılırken 2 dakikanızı bu işe ayırabilirsiniz.
  • Kahve / Çay hazırlamak. Güne erken başlarken kış günü içimizi ısıtmaktan kimseye zarar gelmez. Yaklaşık 3 dakikanızı ayırarak, bilgisayarınızın açılmasını beklerken sıcak bir içecek hazırlayabilirsiniz kendinize.
  • Sosyalleşin. Çalıştığınız ofisteki arkadaşlarınızla en son ne zaman iş dışında bir konudan konuştunuz? Gelin, bilgisayarınızın açılmasını beklerken yan odada ya da karşınızda oturan iş arkadaşınızla dün gece izlediği filmi, haftasonu planını ya da Yılbaşı tatilinde ne yapacağını konuşun. Hergün yeni bir olayla çalkalanan Türkiye’de son birkaç gün içinde olan olaylar hakkında arkadaşınızın yorumunu sormanız bile aylar boyunca sabah 5 dakikanızı almaya yetecektir. Göreceksiniz, gün sonunda elde ettiğiniz tek şey tasarruf ettiğiniz elektrik değil aynı zamanda daha yakından tanıdığınız bir arkadaş olacak…
  • Yapılacaklar listesini kontrol edin. Hepimizin yapmamız gereken belli görevleri var. Ve bu görevler çoğunlukla bir sonraki güne sarkıyor. Bilgisayar açılırken, yapılması gereken işlerin tutulduğu listenin üzerinden geçip günlük önceliklerinizi belirleyebilirsiniz. Bilgisayarın açılması için kaybettiğinizi düşündüğünüz 5 dakikada çok daha verimli ve planlı hale gelip zaman kazanacaksınız.

Bunlar benim o "zaruri" görünen 5 dakikayı doldurmak için kullandığım yöntemler. Sizde neler var?..

Bu konu üzerine hazırlanmış bir sunum